Biliyor musunuz, zikir insanı kuvvetli yapar ;)
Fatıma Validemiz radıyallahu anha, ev işlerini hep elleriyle yapardı..
Tabii o zaman işleri kolaylaştıran hiçbir makine vs yok malum..
O da nazik, narin bir Hanımefendi..Üstelik 2 çocuğuna da bakmak zorunda..
Hz. Ali ile birlikte Efendimiz aleyhisselam a çıkar ve O ndan, kendilerine bir hizmetçi tahsis etmesini isterler..
Efendimiz aleyhisselam buyururlar ki;
"Ben size daha iyisini önereyim mi?
İkiniz de, her gece yatağınıza girdiğinizde 33 SubhanAllah, 33 Elhamdulillah, 33 Allahuekber deyin"
Fatıma Validemiz diyorlar ki;
"Vallahi bunu uyguladıktan sonra hizmetçiye hiç gerek kalmadı"
Üstelik sevap ta aldılar;)
Çünkü malum 100 kez SubhanAllah desen 1000 sevap alırsın;Her birine 10 sevap..Elhamdulillah "temleulmizan" mizanı doldurur..Allahuekber hakeza..
Hani derler ya bazı kimseler için halk arasında; "İbadet dirisi maşaAllah" diye :)
Gerçekten, ibadetler, yani O nunla olmak insanı diri tutuyor, kuvvetlendiriyor..
Bu manen de böyle, maddeten de..Örnekleri çok ;)
Yani hanımlar, her gece yatağınıza girdiğiniz zaman, bu zikri sakın unutmayın e mi;)
Melekler işin ucundan tutacak ve rahat nefes alacaksınız :)
Denenmiştir ;)

O na KUL olmak
"Bir gün Allah Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem, Ubeyy İbn-i Ka b ın yanına geldi ve ona;
"Ya Übeyy! Rabb im bana Ubeyy e git, sana Kur an ın şu şu ayetlerini okusun, buyurdu." dedi.
Hazreti Ubeyy büyük bir mutluluk içinde;
"Rabb im benim adımı andı mı Ya Resûlallah?!" diye sordu.
"Evet" cevabını alınca gözyaşlarını tutamadı ve hıçkırıklara boğuldu. Ne mutlu O na :)
Evet ne mutlu..
Ama düşünmek lazım, Rabbimiz acaba hangi özelliğinden ötürü O nun adını anmış? Neden, ne yapmış ki O?..
Hayatına bakalım O nun..
Ve..
Bize de "Kulum!" der mi? Ne yapmalıyız bunun için?
Düşünelim, muhasebe olsun inşaAllah..
Aklıma şu geldi bu üstteki yazıyı okuyunca;
Musa aleyhisselam Rabbiyle görüşmeye giderken bir adam çıkmış yoluna ve demiş ki;
"Ya Musa soruver Rabbime acaba benden razı mıdır? Cennetlik miyim, yoksa cehennemlik mi?"
Sormuş Musa aleyhisselam da..Ve cevap olumsuzmuş, cehennemlik yani..
Dönüşte adamı bekler bulmuş;
"Ne dedi ya Musa ne dedi?" heyecanla bekliyormuş adam..
Musa aleyhisselam ağzını açmış, tam söyleyecek;
"Rabbim dedi ki; O KULUMA söyle..."
Adam sevinçle fırlamış yerinden zıp zıp zıplıyor, yerinde duramıyormuş..
Gözlerinden akan yaşlarla;
"Ya Musa doğru mu? Bana Rabbim KULUM mu dedi? Doğru mu O bana KULUM mu dedi?"
"Evet" demiş Musa aleyhisselam ve sözünü tamamlamak isteyecekken...
"Bana bu kadarı yeter" demiş adam..
Zıplayarak sevinç içinde uzaklaşmış oradan adam o sevinç ve heyecanla sonunu bile dinlemeden..
Evet.. O na KUL olmak..
O nun "KULUM" demesi, huzura kabul etmesi..
Ne muhteşemdir ya Rabbi!
Ya Rabbi Bizleri affet, kendine KUL kabul et!
Emanetini kabzetmek zamanına kadar, bizleri EMANETTE EMİN KIL! Amin..
Annemin Hikayelerindendi bu da;)

Sevgimizi nasıl ifade edebiliriz?
Bu günler tam da bu sorunun vaktidir; Sevgimizi nasıl ifade edebiliriz? Evet Resulullah aleyhissalatu ve sellem dir kastım?
Biliyoruz ki O, bize çok düşkündü ; Acaba biz de O na düşkün müyüz?
"Yoluna ölürüm" diyoruz, ağlayıp, sızlıyoruz ya hep.."Seviyoruz" diyoruz ya..
O, bizden: O’nu her şeyden çok sevmemizi ama O nun gibi de, davası ile arasına giren engelleri; canımızla, malımızla, her ne şekilde yapabiliyorsak aşmamızı istiyor..
Sadece kendi yolunda olmamızı istiyor! O na benzememizi..
Seven sevdiğine benzer! Farkında mıyız?
Benziyor muyuz O na? Düşkün müyüz biz de?
?
Evet sevgimizi nasıl ifade edebiliriz?
-Tabii ki O’nun izinden giderek!
-Peki nasıl olacak bu?
-Önce O’nu tanımalı, tanıtmalıyız..Çünkü tanımayan, bilmeyen sevemez..
Evet önce tanımalı O’nun izinde olmalıyız!
O kimleri sevmiş, kime “gel” demis, Kime “cennet” vaadetmiş bilmeliyiz tek tek..
Sonra neden onları bu kadar sevmiş ki Resul? Düşünmeliyiz..
O’nun tek gayesi neydi? Davası!
Dava neydi?
Tek tek yürekleri ısıtıp da, aklayıp da, O’na ulaştırmak
Ve O;
Davası için çalışanları,
Davaya omuz verenleri,
Davası için ölenleri..
Davaya küçücük bile olsa yardımı dokunanları seviyordu!
O kadar çok sahabe vardır ki siyerin kaydettiği, belki müslüman oluşundan çok az bir müddet sonra hatta bazıları bir kaç saat sonra, daha bir vakit bile namaz kılamadan şehid oluyorlar ama Resulullah onlara hep diyor ki: “Cennette benim arkadaşlarımsınız!”
Hani bir sahabiye; “Seni havzımın başında bekleyeceğim” demişti Saad a radıyallahu anh..
Demek ki “O’nu seviyorum” demek kuru bir lafla olmaz..
Gözyaşlarıyla da olmaz..
Sadece salavat getirmekle de olmaz!
Yani yapmayalım mı bunları?
Yoo yapacağız tabii, ama gerçekten O’nun tarafından sevilmek istiyorsak kendimize sormalıyız;
Ben O’na benziyor muyum?
Davamı yüreklere ulaştırmak adına ne yaptım O’nun gibi,?
Davam için gerektiğinde canımı, malımı, evladımı herşeyimi terkettim mi-edebilir miyim?
O’nun gibi merhametli miyim?
Cömert miyim? Vefalı mıyım?
Sadık mıyım? Birleştirici miyim?
İnce ve latif miyim O’nun gibi?
İyi bir idareci miyim?
İyi , çalışkan bir öğrenci miyim?
iyi bir doktor,
iyi bir mühendis,
iyi bir neysem o muyum?
…….
Artık listeyi sonsuza kadar uzatabiliriz..
Çünkü O en Sevgili, herşeyde EN EN EN di..
Değilsem O’nun gibi…
“Seviyorum” demem neye yarar ki?
Seven sevdiğine benzer! Değilse tüm davası kuru bir iddiadır!
Sallallahu aleyhi ve sellem
muhabbetle efendim..
Ayşe Reşad
|