22 Kasım 2008 Cumartesi 05:16  AT ARABASINA ÇARPTI 04:29  Hayvandan İnsana Damar Nakli 16:23  Yangının Ortasında Çocuk Unutuldu 16:19  SİVEREK İLÇESİNE 108 ÖĞRETMEN ATANDI 02:11  ÖLÜM YOLUNA ÜÇ ÜST GEÇİT YAPILACAK 02:09  SİVEREKLİ HACI KAFİLESİ YOLCULANDI 02:07  KEDİYE AKIL ALMAZ İŞKENCE 02:03  HAMİLE KADINA TÖRE İNFAZI 02:01  MISIRDA HASAT ZAMANI 04:19  592 SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMEN GÖREVE BAŞLADI 18:40  
 Çok Okunanlar
 ÖLÜM YOLUNA ÜÇ ÜST GEÇİT YAPILACAK
 Çok Yorumlananlar
 KEDİYE AKIL ALMAZ İŞKENCE


Yazara Ait Tüm Yazılar
  Barış Korkmaz

          bariskorkmaz_1@hotmail.com
         EKONOMİK KRİZ’DE YÖNETİM VE ÇÖZÜM






 



Ekonomik krizi sadece siyasi sorunlar yaratmaz bunun altında başka nedenlerde vardır. Bu nedenlerin başında tüketim sorunu gelir. Bu ne demektir; biz ülke olarak yediğimiz içtiğimiz maddeleri ürettikten sonra mı tüketiyoruz? Yoksa üretmeden mi tüketiyoruz? Eğer ürettikten sonra tüketiyorsak ekonomik kriz siyasi otoritenin yanlış politikalarından kaynaklanıyor demektir, eğer üretmeden tüketiyorsak ki bu ithalatla mümkündür işte o zaman sorun siyasi yanlışlarla beraber ekonomimizde de vardır. Nedeni ise çok basittir; ithal edilen malların ödemeleri döviz üzerinden gerçekleşir ve ithalat ülkeden döviz çıkışını gerçekleştirerek ülke içindeki döviz arzının düşmesine ve dövizin değer kazanmasına sebebiyet verir. Geçen yazımda belirttiğim gibi kriz dövizle başlar, o zaman bizim bütün krizlerimizin kaynağı dövizle başladığına göre demek ki bunda tüketim toplumu olmamız asıl nedendir.



Tüketim toplumlarının en belirgin özellikleri sık sık krizler yaşamasıdır, tabi bu bizi ilgilendiren özelliğidir, başka özellikleri de mevcuttur. Peki, ne zamana kadar tüketerek yaşayacağız? Ne zaman ki krizlere geçici değil de kalıcı çözümler bulursak o zaman artık müreffeh hayat seviyesine ulaşmış olacağız. 



Devletin krizlere müdahale şekillerine bakalım, hangi araçlarla hangi politikalarla müdahale ederse başarılı olur acaba?



Öncelikle piyasalarda döviz sorunu olduğu için onunla başlayacak çünkü kriz ordan geliyor yani tüketimlerimiz dövize endeksli olduğu için piyasaya döviz satarak başlayacaktır, bu satış işlemi doları istedikleri seviyeye getirene kadar olacaktır. Öte yandan döviz yükseldiği için dövize endeksli olan malların fiyatlarında artış olacaktır ve enflasyon oluşacaktır bunun içinde devlet talebi kısmak için sıkı para politikası uygulayarak kişilerin eline fazla para geçmesini engelleyecek ve tüketimi yani talebi azaltarak enflasyonu da önlemeye çalışacaktır. Peki, talebi kısarsak ülke içindeki gerek üretilen mallara gerekse ithal mallara olan talep azaldığı için bir mal fazlalığı yani arz fazlalığı oluşmayacak mı? Oluşacak. O zaman ne olacak? Bu durumda ise üreticiler ve satıcılar fiyatları düşürerek ellerindeki malları paraya dönüştürmek isteyeceklerdir çünkü alıcı artık eskisi kadar rağbet etmeyecek ve satıcı da zarar etmektense daha az kar ederim mantığıyla hareket edecek, elindeki malları ucuza verecektir, burada yine toplumun bir faydası söz konusudur, çünkü düşük fiyata mal alabilmektedir. Yani görüyorsunuz hem kriz olduğu için kişiler maddi anlamda bir sıkıntı ile karşı karşıya hem de bazı malları krizden önceki fiyatından ucuza alabilmekte ama bundan karlı çıkacak olan ise elinde parası olanlar olur yani biraz tasarruf yapmış kişiler veya gelir düzeyi yüksek kişilerdir.



Krizin yönetim şekli bu şekildedir ama şunu belirtmek isterim ki piyasaya müdahale için kesinlikle Merkez Bankasının elindeki döviz rezervinin yüksek olması gereklidir, çünkü elinde yeterli para yoksa piyasayı düzeltemez, piyasa düzelmezse krizin etkisi uzun dönemlere yayılır ki bu olayı ilk 1994 krizinde yaşadık krizin etkilerinin uzun sürmesinin nedeni döviz stoklarının yeterli düzeyde olmamasıydı ve sonucunda yüzde 100’ün üzerinde enflasyon, gecelik yüzde 1500 faizler gördük ülke olarak ve yaklaşık yüzde 300 fakirleştik yani 1000 liramız o dönemde bir anda 700 lira oldu. Şimdi konumuza dönelim ama şunu da açıklayayım bu kriz dönemlerinde yurtdışından piyasaya giriş çıkış yapan sıcak paralarında etkisi büyüktür. Yabancı sermaye illaki uzun vadeli olmayabilir özellikle borsada yabancı sermaye oldukça fazladır ve ülkenin krizde olmasından faydalanarak hem kazanç sağlarlar hemde sağladığı kazançla parayı alıp memleketine giderler ki bu durum piyasayı daha da kötü duruma iter, zaten dövizimiz azalmış birde onlar sıcak parayı alıp giderse döviz olduğundan daha çok yükselerek ülkeyi daha kötü duruma getirir.



Tabi bunlar ayrı bir konudur ben kısa kısa anlatmaya çalıştım kafanız karışmasın çünkü şimdi krizin kalıcı çözümüne bakalım nasılmış?



Krizin kalıcı çözümü tektir: Uzun Vadeli Yatırım yapmak.



Bu yatırım yabancı sermaye ile de mümkün ulusal sermaye ile de fark etmez. Önemli olan bunun yapılmasıdır. Ama şu yanlış anlaşılmasın, uzun vadeli yatırım krize bir müdahale şekli değildir veya kriz anında yapılması gereken bir şey değil, normalde her kalkınmaya başlamış ülkelerde olması gereken şeylerdir. Yatırımlar iki şekilde olur uzun vadeli yatırım ve kısa vadeli yatırım. Kısa vadeli yatırım 1 yıla kadar olan yatırımlardır, biraz önce bahsettiğim borsa,tahvil vb. işlemlerle para kazanmak içindir yani paranın her an ülkeyi terk etmesi mümkündür, uzun vadeli yatırım ise 5 yıl ve daha fazla yılda tamamlanabilen yatırımlardır. Üretim tesisi, fabrikalar kurulması buna örnektir, yani ülkeye giren paranın çıkışının olmamasıdır. Eğer biz yapamıyorsak yabancı sermayeyi cazip vergisel avantajlar sağlayarak, kolaylıklar sağlayarak ülkeye çekip onların yatırım yapmalarına imkân tanıyarak yatırım yaptırabiliriz. Bu, bize hem istihdam konusunda hem de üretim konusunda yardımcı olarak dışarıya olan ihtiyaçlarımızı azaltacak ve başta anlattığım tüketim sorununa çözüm oluşturacaktır. Dış ülkelere daha az bağımlı olarak hem ülke içinde döviz sıkıntısı yaşatmayacağız ve ürettiğimiz malları da dışarıya ihraç ederek ülkeye döviz girişi sağlayacağız. İşte buna uzun vadeli denmesinin sebebi de budur, yani fabrika kurulacak, üretim başlayacak, iç piyasaya yeterli üretim yapılıp arz edildikten sonra dış pazar araştırılıp oraya ihracat gerçekleşecek. Bu döngünün gerçekleşmesi 5 yıl ve daha fazla zaman alır. Ancak ve ancak bu şekilde krize kesin çözüm bulunabilir ama bu yol uzun olduğu için siyasi otorite tarafından pek benimsenmez. O yüzden yukarıda anlattığım müdahale şekli geleneksel hale gelmiştir, fakat o da geçici çözümdür yani krizin tekrarlanma olasılığı yüksektir.



Ekonomik kriz aşağı yukarı bu şekilde gelir ve müdahale edilir ama en sağlam müdahale şekli uzun vadeli yatırımların arttırılmasıdır ve kalıcı çözümün sağlanmasıdır.



Bir dahaki yazıda görüşmek üzere….

2008-05-21 Bu yazı  1579  kere okundu Yazıcıya Yolla
Son Yazıları:

EKONOMİK KRİZ’DE YÖNETİM VE ÇÖZÜM
YORUMLAR
 mehmet ali üstüntaş  2008-07-22
  ekonomi
 mrb.hocam ekonomik kriz hakkında bizi bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederiz.harika yorum yapmışsınız.lütfen devamını getiriniz
 ruken  2008-06-24
  konusulan herşey güzel de...........
 hocam hos güzel yorumlar bunlar ama herseyden önemlisi ıraktaki saldırı sonucu cekilen fotograf karesi hayattaki herseyin bos oldugunu nasılda ıspatlıyor degilmi? insanın içini acıtan bir vahset ve katliyam .....yine hrseye ragmen güzel yazılarınızı bekliyoruz..........
 serdar dal  2008-06-09
  arz talep dengesi
 mrb hocam bizlere bu denli güzel bilgiler verdiginiz için teşekürler..hocam bence ekonomi dengelerin ayakta durabilmesi için tüketimin olması şarttır tüketim olmalıki rekabet ve üretim o denli artsın zaten ürettigimizden fazla tüketemeyiz kapitalist dünya görüşü hem bize cılgınca tüketimi ögretirken hemde aşırı tüketimin zararlı oldugunu bizlere aşılamaya çalışıyorlar çünkü globalizim kıtlıgın var oldugunu ortaya atsınkı bilinç altına aşırı tüketim istegi dogsun yani az olan şeyin kıymetli oldugu hissi doguyor bençe bir ülkenin ayakta kalması milli ekonomi modeliyle gerçekleşir.rusya venezuella brezilya vb.ülkeler gibi..bir ülkenin ekonomisi düzgün olmadan siyasi sosyal kültürel durumu düzelemez dünyayı siyasi olaylar degil ekonomik olylar belirler.siyasi olayların kökünde ekonomik olaylar yatar. saygılar
 İbrahim ÖZER  2008-05-27
  Ekonomik-Siyasi İstikrar
 Merhaba, öncelikle mesleki bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Bana göre ekonomik alanda iyileşme sağlamanın yolu, siyasi istikrarın sağlanmasıyla olur. Yazınızın son kısmında vurguladığınız gibi ekonomi alanında yapılan proje ve yatırımların gerçek anlamda fayda sağlayabilmesi uzun bir süreci gerektirmektedir.Oysa siyaset tarihimize baktığımızda iki defa üstüste iktidare gelen bir hükümet (sonuncusu hariç) yoktur. Dolayısıyla her gelen iktidar bir önceki projeleri rafa kaldırmakta ve icraat yapmış görünebilmek için de kısa süreli yatırımlar yapmaktadır. 30 yılı aşkın bir süredir bitirilmeyi bekleyen GAP buna en güzel örnektir. Sonuç olarak siyasi alandaki çekişmelerden dolayı her zaman olduğu gibi yine biz vatandaşlar zarar görmekteyiz. Muhalefet partilerinin sırf muhalefet olsun diye iktidar partisinin yapacağı her projeyi baltalaması maalesef ülkemize özgü bir durumdur. Dolayısıyla işe ekonomik iyileştirmeden önce siyasi iyileştirme ve siyasi etikten başlanması gerektiği kanaatindeyim. Teşekkür ederim.
 by_heja  2008-05-21
  ekonomik
 hocam yazınız için tşk yatırım yapmak gerekir demişsiniz bizim büyükler yatırım yapmaktan çok emperyalistlerin isteklerine göre hareket etmeyi tercih ederler mesala büyük bir ekonomik güze sahip olan bor minarellerimizi çıkaramıyoruz neden acaba ekonomimiz krizlere göre şekillenmiş allah yardımcımız olsun
BU YAZIYA YORUMUNUZU EKLEYİN
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
Döviz Kurları
  Alış Satış
$ Dolar 1.6711 1.6792
Euro 2.1032 2.1133
Untitled Document
  Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
 Videolu Haberler
 SİVEREK TEN KISA KISA  KURTLAR VADİSİ BİTİYOR..
 MURO BULUT VE MEMATİ PUSU DA
 Yok böyle bir pratik zeka
Administrator
Osman ÖtLü
Okuyucu sevgisi ve eleştirisi
Yazarlarimiz
Abdullah KOŞAK
Atatürk ve AB
Av.Şeyhmus İNAL
Bu topraklar
Mahmut Bahçivan
NE YAPABİLİRİZ?
Ayşe Reşad
Hayatın İçinden
Barış Korkmaz
EKONOMİK KRİZ’DE YÖNETİM VE ÇÖZÜM
Ramazan Lale
SOSYO EKONOMİK AÇIDAN SİVEREK
Ekrem AKMAN
Şimdi kerge zamanı
Ferat DALAMAN
YAŞAM VE HAZ...
Gönül TÜYSÜZ ASLANCA
NOSTALJİ(ARZUHALCİ ALİ KÜÇÜKER)
Nihat Bahçeli
TARIM A BAKIŞ
S.Serdar Bucak
Nasıl bi yönetim anlayışı bu?
H. Hilmi ÇOKGEZER
Kirve esat'ın finosu
Halil ÇİNİ
Kırlangıç…
Huriye DÜŞÜNCELİ
MİLLİ BİLİNÇ
Koçali AYMAZ
TEŞEKKÜRLER SAYIN SEYDAN
Kıvanç ÖZER
Bir sosyal fobi ..
Celal Tamses
süküt gümüş ise söz altındır
Ümit Hamidanoğlu
BU SEN DEĞİLSİN!... SENİN DİLİN BU DEĞİL!...
Kürşad Uğraş
VECDİMİN PENCERİSİNDEN:”TASAVVUF ve AŞK’A DAİR”
ÖMER KARAKAYALI
AKTÜTÜN FACİASI VE SORUNLARI
Hüseyin Gökmen
Seçim Senin‏
İbrahim Bayrakçı
TÖRE CİNAYETLERİ
Mesut Sağanda
SİVEREKLİ YAZAR MESUT YEĞEN
Berat Helaloğlu
EĞİTİM
Iletisim   |   Künye   |   Anasayfam yap   |   Sik Kullanilanlara Ekle
Copyright © 2008 Tüm Hakları Saklıdır Kopyalanması Yasaktır. Radyo Süper,SiverekHaber Gazetesi,SiverekTims Gazetesi,Medya Ofset ve Matbaacılık
Siverek Medya Grup Radyo Tv Reklam ve yayıncılık A.Ş
www.sitemerkezi.net