Rekabet topluluklar arasında yarış hissi, karşılaştırma hissi uyandıran ekonomik, politik, psikolojik, sosyolojik ve daha birçok alanda karşımıza çıkan bir kavramdır. Toplumsal ve ticari hayatta rekabet serbesti esastır. Ancak bu rekabet serbestîsi ortamında kişilerin, toplulukların, grupların birbirlerinin çıkarlarını korumaları, dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket etmeleri de esastır. Yani denge unsuru gereklidir, hem rekabet edeceksiniz hem de dürüst olacaksınız. Bu da işlerin belirli bir dengede, düzende yürütülmeleri gerekliliğini ortaya çıkarır. İşte kısaca, bir nevi bu ticari hayat içerisinde hile, aldatma vb yollarla ticari rakibinize ve müşterilerinize zarar vermek haksız rekabet olarak nitelendirilir. Bilinen markaların taklidi suretiyle tüketicinin yanıltılması haksız rekabettir. İsminin tüketiciyi aldatacak kadar yakın seçilmesi, bir harfin değiştirilerek tüketicide o imiş gibi çağrışımın yaptırılmaya çalışılması, logonun benzetilmesi haksız rekabete örnektir. Sevenal ticari markalı ürünün taklidine several isminin verilemesi gibi. Haksız rekabet konusu hayati önem arz eder. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, ticari hayatta üreticiler birbirleri çok çetin rekabet içerisindedirler. Bunun yanında bizlerin de tüketici vatandaşlar olarak mal ve hizmeti gerçek fiyatıyla satın almak ve doğru bilgilendirilmek haklarımız vardır. Burada önemli olan bu mücadelenin hukuk kuralları içinde yaşanmasıdır. Hukukumuzda haksız rekabet kavramının içine nelerin girdiği Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 57. maddesinde 10 bent olarak geniş bir biçimde sayılmıştır. Bunlar: 1)(Rakip firmanın ürününü) kötüleme 2)Gerçeğe aykırı bilgi verme (ürünü olduğundan farklı gösterme) 3)Aldatıcı reklam 4)Ayrık yetenek kanısı uyandırma (üründe var olmayan unsuru varmış gibi gösterme) 5)Karıştırmaya yol açacak şekilde benzetme (Satılan ticari mala başka bir markanın ismini anımsatan isim koyarak tüketiciyi yanıltma ve gerçek markayı ticari zarara uğratmak) 6)Yardımcıları görevi kötüye kullanmaya kandırma 7)yardımcılardan işletmenin sırlarını ele geçirme 8)sırlardan yararlanma ve yayma 9)Gerçeğe aykırı şahadet verme 10)İş yaşamının koşullarına uymamadır. Ticaret Kanunda yer alan hükümlere göre haksız rekabetin yasaklanması ile amaçlanan haksız rekabete maruz kalan ticari rakipleri korumak, bu malları satın alan müşterileri korumak ve haksız rekabetin gerçekleştiği iş kolundaki meslek kuruluşlarını korumaktır. Yine Türk Ticaret Kanununun 58.maddesinde dava açabilecek kişilere ilişkin olarak “Haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini iktisadi menfaati zarara uğrayan kimseler talep edebilirler.’’ denilmektedir. Açılacak dava eda davasıdır. Çünkü haksız rekabet teşkil eden eylem Borçlar Hukuku anlamında bir haksız fiildir. Ancak bu dava ile talep edilen, uğranılan zarar değil haksız fiilden önceki hale dönülmesi talebidir. Görevli mahkeme ticaret mahkemesidir. Fakat şehrimizde Ticaret Mahkemesi bulunmadığı için davaya Ticaret Mahkemesi sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemeleri bakmaktadır. Dava, hakkın doğumundan itibaren bir yıl ve her halde dava hakkının doğumundan itibaren üç yıl içinde açılmalıdır. Saygılarımla…