Yazı işine soyunmuşsanız bir de bu yazdıklarınızı okurla buluşturma cesaret ve cüretini de göstermişseniz kaçarı yoktur, sevenleriniz olduğu kadar sevmeyenleriniz hatta nefret edenleriniz de olacaktır.
Yazdıkları her yazının herkes tarafından beğenilmesini bekleyen yazarlar var mıdır bilemiyorum. Varsa da bu bana pek sağlıklı gelmiyor.
Onaylanma beklentisi ya da onaylanmama endişesi ile bir yazıya başlanıyorsa eğer o yazının ölü doğacağı şaşmaz bir gerçektir.
Aynı şekilde bir okur olarak okuduğumuz her yazının bizim fikirlerimizle örtüşmesini beklemek de sağlıklı değil diye düşünüyorum.
Bir çok yazar da şöyle demişti
‘’Bir insan herkes tarafından seviliyorsa, ya yanlış tanınıyordur ya da işe yaramaz bir adam, bir göz boyayıcıdır. Ne pahasına olursa olsun gerçekleri söyleyen, yanlışlar karşısında direnen, sözünü esirgemeyen, hâkim kuvvetlerin yaptıklarına göz yummayan, kendine özgü bir düşüncesi, bir kanısı, bir duruşu olanla, herkes tarafından sevilmezler.’’
Görüşleri bizimkiyle birebir örtüşen yazılar bizi rahatlatır ama geliştirmez. Gelişmek için rahatlık alanımızın dışına çıkmamız şarttır.
Rahatlık alanının dışına çıkmak, her konuda olduğu gibi okuma eyleminde de riskli bir eylemdir elbette.
Rahatlık alanımızın dışında duran bizimle zıt fikirdeki yazıları okumak en hafifinden irkilticidir. Ben de yaşarım bu duyguyu benimle benzer dünya görüşüne sahip olmayan yazarların yazdıklarını okuduğumda.
Ama aynı zamanda da bilirim ki kendi düşüncelerim için zıt düşünceleri ifade eden yazılar. En iyi olasılıkla kendi düşüncelerimin doğruluğundan emin olurum.
Ayrıca, kendi penceremden baktığımda göremediğim bazı önemli ayrıntıları da zıt düşüncelerden öğrenme şansım vardır her zaman ki bu da yabana atılır bir kazanım değildir. |