Son zamanlarda toplumumuzun tedirgin olduğu, terör, geçim sıkıntısı ve zamlardan dolayı bozulan morallerimizi büyüklerimizden duyduğumuz, İlçemizin renkli simalarının yaşadıkları esprili ve düşündürücü olaylarını siz okuyucularla paylaşıp biraz olsun kafalarımızı dağıtmak ve nostalji yapmak ihtiyacını duydum.
Arzuhalci Ali Küçüker Abimizle başlamak istiyorum. Kendisini yıllar önce kaybettik . Allahtan rahmet diliyor ve biraz kişiliğinden bahsetmek istiyorum.
Ali Amca Siverek Adliyesinden emekli olmuş, daha sonra yıllarca arzuhalcilik yapmıştır. Memuriyet dönemlerinde makamında ciddi, amirlerine karşı saygıda kusur etmeyen ve vazifesine çok bağlı bir insan olarak bilinir. Tabiri caizce telefonla amirleri ile görüşürken kravatını düzelten bir tip olarak anılır. Sosyal yönüde çok ağırlıklıymış. Özel günlerde sihirbazlık yapar, çok iyi bir avcı olduğu, hafta sonu boş vakitlerinde keklik ve tavşan avına gider ve boş dönmezmiş.
Bugün rahmetli Ali Küçüker in geçmişten günümüze kadar gelen yaşanmış bir olayını anlatmaya çalışacağım.Gerçi daha önce K.Ali Aymaz abimiz köşesinde bu olayına yer vermişti. Ama bir kez de kendi anlatım dilimle sizlerle paylaşmak istedim. Umarım K.Ali Abimiz benden gücenmez.
Siverek e 1948 yıllarında ava meraklı bir kaymakam atanır. O yıl kış mevsiminde çok kar yağar. Kaymakam Bey odacısını çağırır :
Kaymakam : İlçede avcılar nerede toplanır? Odacı : Ne yapacaksınız Kaymakam Bey? Kaymakam : Güzel bir kar yağmış. Yöreyi pek bilmiyorum. Avcı bir arkadaşın bana rehberlik yapması için sordum. Odacı : Kaymakam Bey, Siverek in en iyi avcısı Adliyede görevli Baş katip Ali Efendi dir. Kaymakam : Ali Beyi çağırabilir misin? demiş.
Odacısı Ali Efendinin yanına giderek kendisini Kaymakam Bey in çağırdığını söylemiş. Ali Abi kravatını üstünü başını düzelterek nizami bir şekilde Kaymakam Bey in huzuruna çıkar.
Ali Efendi : Buyurun zat- ı şahaneleri beni emretmiş siniz der. Kaymakam : Ali Efendi avcı olduğunuzu öğrendim. Bende de bu merak var. Müsaitseniz sizinle bir tavşan avına çıkalım. Yöreyi siz biliyor ve tanıyorsunuz. Ali Efendi : Hiç endişeniz olmasın zat-ı şahaneleri müsaade ederseniz eve gidip av malzemelerimi alıp geleyim diyerek eve gidip, av giysilerini kolluklarını ve tüfeğini alır giyinir kuşanır geri döner.
Kaymakam Bey in Makam arabası olan jeep e binerek Siverek bağlarının Bavuş mıntıkasına giderler. Kaymakam: Ali Efendi sen yörenin adamısın. Her yeri senden iyi bilemem. Av stratejisini sana bırakıyorum. Nasıl dersen öyle hareket edelim. Ali Efendi : Estağfurullah zat-ı şahaneleri. Siz şöyle sağdan ilerleyin bende soldan. Avcı kolunu anımsatan şekilde ilerleyeceğiz. Benim önümden kaçan tavşan size taraf gelecek, sizin önünüzden kaçan tavşanda benim bulunduğum yöne mecburen gelecek. O şekilde iyi bir av çıkaracağız. der ve birbirinden ayrılırlar.
Ali Efendi bir saatlik bir zaman zarfında bir tavşan avlar. 2 - 3 tavşanıda sırf Kaymakam Bey avlasın diye bilerek avlamaz. Bunun farkına varan Kaymakam Bey Ali Efendinin yanına gelir.
Kaymakam : Bak Ali Efendi sen avlamışsın ben avlamışım hiç fark etmez. Av kısmet meselesidir. der ve daha önce bulunduğu mıntıkaya gider.
Kısa bir zaman sonra Ali Efendi bir tavşanın bir iki metre önünde karların üzerinde yatmış olduğunu görür. Tüfek dipçiği ile bile avlanacak durumdadır. Hemen geri geri gider. Kaymakam Bey in onu avlamasını ister. 200 - 300 metre uzaklıktaki Kaymakam Beye seslenir.
Ali Efendi : Zat-ı Şahaneleri Zat-ı Şahaneleri Kaymakam : Buyur Ali Efendi diye cevap verir. Ali Efendi : Şikarınız (avınız) Zülfo yı Eyşık ın bağ perçininde yatmakta. Kendisi piyade olup bir gözü açık bir gözü kapalı niyeti firar etmekte.Sizinde buraya avdetiniz (gelmeniz) gerekmekte. diye çağrıda bulunur. Çıkan seslerden tavşan kaçar. Kaymakam Bey tavşanın kaçtığını görür. Hemen Ali Efendinin yanına gelir.
Kaymakam : Ali Efendi bence bir eksikle ava geldik. Ali Efendi : Neymiş o Zat-ı Şahaneleri. Kaymakam : Menteran Bandosu Ali Efendi Mehteran Bandosu. Onu getirmeyi unutmuşuz.15 dakika önce ikaz etmiştim. Bir el işareti ile yine anlardım. Av burda bitmiştir. Gidelim der ve dönerler.