ATATÜRK BÖYLE Mİ BUYURDU?
Türkiye cumhuriyeti tarihi olaylara kaynaklık edecek bir anlayıştan sıyrılarak polemik ülke konumunda birinci sırada yer almaktadır. Gelecek kuşaklara tarihimizi anlatırken hangi tarihi anlatacağız? Polemiklerle dolu bir tarih mi; yoksa magazine konu olan tarihi mi anlatacağız açıkçası bunu bilemiyorum; ama gelişmeler(!)bunu gösteriyor.
Siyasi çemberin giderek daraldığı ve millet düşüncelerinin önemsenmediği bir dönem geçiriyoruz ve geçirmeye de devam edeceğiz, büyük patronların halka artık insan muamelesi yapmadığı, yeri geldiğinde insanlara koyun sürüsü demekten çekinmediği bir süreçten geçiyoruz.
Bir dönemin cihan imparatorluğunu kuran Osmanlıdan sonra Türkiye cumhuriyetini kuran “M. Kemal Atatürk” yaptığı tüm yeniliklerde halkın çıkarlarını göz önünde bulundurarak tüm yenilikleri ona göre yapmıştır, hatta bir sözünde “millete efendilik yoktur ona hizmet vardır, millete hizmet eden onun efendisidir.” sözü onun ne kadar millet çıkarlarını benimsediğini gözler önüne sermektedir. Günümüz siyaset adamlarının ve askeri paşaların biz ne kadar “atamızı takip ediyoruz, onun izinden yürüyoruz.” anlayışıyla hareket ettiklerini söyleseler de ne yazık ki bunun böyle olmadığı apaçık ortadadır. M kemal Atatürk bu sözü söylerken keşke yanlış anlaşılmalara meal vermeyecek bir not ekleseydi yazının altına “efendilik değil hizmet” bence daha güzel olurdu; çünkü bu söze bakanlar hizmeti efendilik olarak görüp bu anlayışla hareket edip halkı sömürmekten başka bir şey yapmıyorlar ne kadar da yazık ve vahim bir durum…
Oy çokluğunu alarak halkın yetkisini elinde bulunduran siyasi bir parti bile artık isteklere cevap veremeyecek bir nitelik haline geldi. Halkın uyanmasından rahatsız olan ve halkın isteklerine cevap veren siyasi bir kurumun kabul görmesi bazı muhalif güçler tarafından onaylanmamaktadır; çünkü bazı çevreler bundan rahatsız olup ellerindeki imtiyazı (ayrıcalığı) kaybetmemek için hiç olmadık senaryolar üretiyor, hatta akla mantığa sığmayacak ve anayasanın bile kabul etmediği senaryolar üretip halkın aklını karıştırıyorlar, yeri geldiğinde din elden gidiyor, yeri geldiğinde de laiklik ve cumhuriyet elden gidiyor diyebiliyorlar.
Dış güçlerin bizi yıkamadığı bir zamanda iç güçler sağ olsun bizi haritadan silmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Milli duygulara ne kadar bağlı olduğunu söyleyip halkın gözünü boyayan liderler saman altından su yürütüp, emperyalist ülkelerle masaya oturup Türkiye’yi nasıl paylaşacaklarının planlarını yapıyorlar. Dağlıca da on iki askerin şehit düşürülmesine ve hatta bu baskının üç gün öncesinden bilindiği gerçeği bunun ne kadar açık bir şekilde yapıldığını gösteriyor. Manzara ortada askerin şehit düşürülmesiyle hem acı bir son oldu hem de halkı evlatlarıyla kışkırtma eyleminde bulunarak bir yere gelebilmek. Sizce bu hangi anlayışın hizmetine uşaklık etmektir? Bu işler demek büyük paralar dökerek uçak satmakla olmuyormuş, satılmak ve satmak anlayışıyla hareket ediliyormuş. İşte böyle bir anlayışla hareket eden bir milletin çocukları olmuşuz daha doğrusu olmuşlar sevinçlerimize ortak olacakken, kederlerimizi, yaralarımızı nasıl deşebilirler anlayışıyla hareket ediyorlar. Milli bir heyecana bile ortak olmayan ve bu heyecana ortak olan insanları laiklik ilkesine ters düşüyor anlayışıyla hareket eden bir milletin elemanları haline gelmişler. Dışa bağımlı bir siyaset takip eden muhalif liderler yeri geldiğinde elhamdülillah bizde müslümanız diyebiliyorlar; ama senin ben müslümanım demene izin vermiyorlar çünkü laikliğe tersmiş; ama bu devleti kuran: M. Kemal Atatürk bize dininizi istediğiniz gibi yaşabilirsiniz din dil ırk ayrımı yapılmaz dedi. Sizde bize biz atamızın izinden gidiyoruz, atamıza borçluyuz diyorsunuz madem bu anlayışla hareket ediyorsunuz neden atanızın sözlerini hep yanlış anlıyorsunuz, bence siz sevmiyorsunuz; ama seviyormuş gibi yapıyorsunuz yeri geldiğinde severim yeri geldiğinde sevmem anlayışıyla hareket ediyorsunuz. M. Kemal Atatürk yargı ve askeri organları siyasete karışamaz diye belirlemişti, neden böyle bir sistemi şimdi göremiyoruz? Yargı ben milleti takmam milletin üstünde yargı vardır, yargı milletin özgürlüğünü sınırlandırmak için vardır diyor; yahu kardeşim Atatürk böyle dememişti ki siz neden onun söylediklerini hep yanlış anlamak için çalışıyorsunuz ben anlamıyorum ki tabi onlarda haklı halkın gözünü boyamak için milletin sevdiği bir kurtarıcıyı kendilerine malzeme edecekler. Yazıklar olsun size yazıklar olsun size ve buna müsaade edenlere. Bu ülkede hizmet eden kalmaz yani hizmet edeni yok ederler bu millete acı çektiren hep iş başındadır bir yere kaybolmaz peki neden böyle bir anlayış var acı çektiren yani sömüren hep iş başındadır da halkın çıkarlarını gözeten kaybolur bunun sebebini size söyleyeyim acı çektiren bütün kurumlara söz geçirebilir. Bu kurumlara cazip gelen bir ortaklık söz konusudur bu kurumlar ne kadar çok pay alabilirim anlayışıyla hareket ediyorlar. Onlara göre milli duygulardan önce kişisel çıkarlar gelir pay almak buradan geçer yani eziyet ve acı çektirmekten geçer bu nedenle her şey beklenir.
İnsanoğlu çiğ süt emmiştir ne yapacağı veya bir yerlerden pay almak için kimi satacağı ve kiminle ortak olacağı belli olmaz ilerinin daha kötü bir hal almaması için bence buna bir dur demek lazım milli bir ortaklıkla ve manevi güçlerin ortaklığıyla…
Siz sevgili okurlarımızdan doğacak her türlü yanlıştan özür dileriz.
Saygı ve sevgilerimle ramazan lale |