Özgür, demokratik, eşitlik ve barış içinde bir ülkede birlikte yaşama özlemimizin tehdit altında olduğu günlerden geçiyoruz. Türkiye bir kez daha demokrasi konusunda zafiyet içerisinde.
Gösterilerde gözaltına alınan çocukların onlarca yıl hapis cezası tehdidiyle cezaevlerinde tutulduğu; Dink Cinayetindeki ihmaller zincirini kaleme alan gazetecinin Dink’in katilinden daha fazla hapis cezası istemiyle yargılanabildiği, hak arama ve protesto amacıyla en temel hakları olan gösteri hakkını kullanmak isteyen emekçilerin polisin coplu, sulu ve gazlı saldırılarına maruz kaldığı; devlet şiddetinin her geçen gün tırmandırıldığı, aile içi şiddet gerekçesiyle Avrupa İnsan Mahkemesinde ülkenin ilk mahkûm olan ülke unvanı ‘kazandığı, arsalarından cephaneliklerin, kırlarından toplu mezarların çıkarıldığı bir ülkede yaşıyoruz.
Siyasi iktidarın Konfederasyonumuza yönelik son bir yılda giderek tırmandırdığı; geçtiğimiz ay içerisinde en üst noktasına ulaşan baskılar bu karanlık tablonun önemli bir yüzünü oluşturmaktadır. Üyelerimize yönelik, baskı, soruşturma, sürgün, işten çıkarma gibi uygulamalara son altı ayda gözaltına alma ve tutuklamalar eklenmiş; örneklerini cunta döneminde gördüğümüz uygulamalar yeniden gündeme konmuştur.
Türkiye’nin en büyük kentleri başta olmak üzere, sorumluluk alanı kırsal bölgelerle sınırlandırılmış Jandarma birimlerinin yetkilerini aşarak sabaha karşı ev, işyeri baskınlarıyla, her yönüyle hukuksuz ve yasadışı aramalarla üyelerimize, yöneticilerimize yönelik gerçekleştirdiği operasyonlar, demokratik güçlere karşı hayata geçirilmeye çalışılan faşizan bir komplonun ürünüdür.
Operasyona maruz kalan, her biri kamu emekçisi olan, güvenlik soruşturmalarından geçirilmiş, yeri, adresi belli; kendi toplumsal çevrelerinde saygın yurttaşlar olarak onurlu bir yaşam sürdüren arkadaşlarımız, gözaltı sürelerinde yaptıkları telefon konuşmaları, internet iletişimleri ve olağan sendikal faaliyetlerine dair sorulara muhatap tutulmuşlar; herhangi bir yasadışı faaliyetle ilgili sorgulanmamışlardır. Sivas’ta gözaltına alınarak tutuklanan arkadaşlarımıza üniversiteli gençlere toplantı için sendika binasını açmak gibi yasalarca tanımlanmamış bir suçlama getirilmiş,
Batman ve Ankara’da gözaltına alınan arkadaşlarımıza sendikanın basın açıklamasına katılmak, Newroz kutlamalarına katılmak gibi suç olmayan fiiller atfedilmiştir. Newroz kutlamalarına tüm Türkiye’de yüz binlerce insanımızın katıldığı göz önüne alınırsa suçlamaların akıl dışılığı daha iyi anlaşılacaktır.
22 arkadaşımız keyfi tutuklamalar sonucu çeşitli kentlerde F Tipi cezaevlerinde sağlıksız koşullarda tutulmaktadır. Aralarında ciddi sağlık problemleri olanlar vardır. 10 arkadaşımız İzmir Kırıklar’da, 4 arkadaşımız Bergama’da, 2 arkadaşımız Gümüşhane’de ve Siirt, Diyarbakır, Batman, Ankara, Tekirdağ ve Bitlis’te birer arkadaşımız cezaevindedir.