CEMAL KAŞIKÇI OLAYI YENİ PLAN VE PROJELERİN BAŞLANGICI MI?

Bugün ABD kendisine ve İsrail’e Ortadoğu’da uzun ve kısa vadede şüphe ve tehlike arz edebilecek tüm oluşumları ve engelleri kaldırma savaşını veriyor. Öncellikle İslam Ülkelerine karşı bu savaşı başlatmıştır.

ABD İslam Ülkelerinden hangi yöntemle bu savaşı devam ediyor, her ülkeye göre A ve B planlarını hazırlar, bunları uygulamaya koyar. Genelde her ülkenin durumunu istihbarat kaynaklarına göre değerlendirir. 

Daha önce tehlikeli gördüğü sırasıyla İran, Irak ve Türkiye üzerinde değişik planlar kurguladı. İran ve Irak’ı birbirine kırdırdılar. Türkiye’de zayıflatmak için Türkiye’nin yönetimini eline alan liderleri pasifize ederek etkisiz hale getiriyorlardı. Bazen liderleri kendi emrine alıyorlardı, ya da darbe plan uyguluyorlardı. İçten destek alarak bu işleri yaparlardı. Tüm işleri yaparken, işbirlikçileriyle darbe yapacaklarsa ortamı darbeye uygun hale getirirlerdi. Tüm bunları da siyasetin yetersizliğine yüklerlerdi. Bu yüzden toplum işlerin farkında değildi. Hatta öyle zemin oluştururlardı ki halk bir an önce asker gelsin de rahat bir nefes alalım, çünkü ülkenin ipleri üst aklın elindeydi. Hesabına nasıl geliyorsa öyle yaparlardı. Bu konuda Türkiye çok bedel ödedi. Özgüvenden mahrum, bilgi birikimi olmayan, zayıf bir gençlik inşa etmeye çalıştılar. Bunun için milli kültürle, tarihle ve İslam inancıyla bağlantısını kesmeye çalıştılar. Bu projenin uygulanması sırasında, karşı çıkanlar için binlerce algı operasyonları üreterek onları suçlu konumuna düşürdüler. Kiminin infazına kiminin tutuklamasına karar verirken, bir kısmını meçhul cinayetlerle ortadan kaldırdılar, bir kısmını da cezaevlerinde çürüttüler. Gerçekleştirilen olayların gerçekten bilinmesi, öğrenilmesi onlar için hiç de iyi bir durum olmayacaktı ki belki topyekûn halk yönetime karşı ayaklanırlar diye her şey yerli işbirlikçileri tarafından yaptırılıyordu. Üst aklın Türkiye’de yaptığı insanlık dışı uygulamaları kaleme dökmek ne benim ömrüm yeter ne de sayfalar. 

Gerçi tüm bu suçları ecnebi millete yüklemek haksızlık olur. Müslümanların ve Müslüman Ülkelerin suçu yok mu? Müslüman toplumlar ve insanlar; dünyada mutlu, huzur ve barış içinde yaşamaları için Allah’ın sunmuş olduğu reçeteyi elin tersiyle ittiler. Nefsine çağrışım yapan üst aklın süslü yaldızlı tüm sözlerine kanarak, özgürlükten köleliğe terfi ettiler! Müslüman Ülkeleri maalesef ipinden kopan tespih taneleri gibi dağıldılar. 

Türkiye bugün kendi küllerinden yeniden dirilişe geçiyor. Üst akıl tüm araçlarıyla ve tüm algı operasyonlarıyla ülkemize saldırmaktadır. Allah’ın izniyle Milletin ferasetiyle biz bu badireden de kurtulacağız. Bize dolarla, Fetö’yle, faiz lobileriyle ve parayı kendi toplumun kurtuluşundan daha çok seven ahmakların desteğiyle yapılan tüm saldırıların amacı budur. Biz şimdi özgürlüğe koşuyoruz, artık Allah’ın izniyle bizi tutacak hiçbir güç yoktur. 

Ancak bugün Müslüman Arapların göbeğinde ve Müslümanların kutsal mabedine sahip, aynı zamanda petrol kralı olan Suudi Kralı Amerika’nın Suudi’deki Müslümanların başına indirmeye hazır bekleyen kılıcı durumuna geçmiştir. Amerika’nın ve Suudi kralın zulmüne karşı çıkan halkına ve Âlimlerine uyguladığı politika ne insanidir ne de İslamidir. DEİŞ’ten farkı olmayan olaylardır. Kral aleyhine olan en küçük bir eleştiri sonucunda Suudi’deki âlimlerin ve yazarların ya kellesi gidiyor ya da onları cezaevine tıkıyorlar. Bugün gerçekten İslam birliği olmuş olsaydı ABD Suudi kralına şantaj yaparak paralarını alamayacaktı. Müslümanlara kurşun sıkan İsrail’e paraları veremeyecekti. Suudi Kralının politikaları ister ABD’nin dayatmasıyla olsun ister Kral Selman’ın kişisel politikaları olsun, bu politikalarla Müslümanlara büyük darbe vurulmaktadır. Bu politikaları dile getiren alim ve yazarlara Cemal KAŞIKÇI’nın başına gelen suikastlar misali insanlık dışı uygulamalar yapılmaktadır. Hakkı savunan diğer insanlara da gözdağı vermektedir. 

Amerika’nın İslam Ülkelerine yaptığı zulmün Finansörü Suudi Kralı başı çekmektedir. Mademki Müslümanlar tek vücut ise Müslümanlara nerede bir haksızlık yapılıyorsa o haksızlığı engellemek için herkes gücüne göre gerekeni yapmalıdır. Bu insanlığın gereği ve Allah’ın Müslümanlara çağrısıdır. 

Ortadoğu’nun güçlü ülkesi olan Türkiye’yi eski konumuna getirmek için her türlü yol denenmektedir. Oslo görüşmelerinin ifşa edilmesi, Tır olay, Gezi Parkı, Suriye meselesi ve Fetö terör örgütü 50 yıllık projenin birer parçasıydı. O amaca 15 Temmuz 2016 da ulaşmak istediler, Müslümanları ve insanlığın son kalesini yıkmak istediler. Türkiye’ye Rabbim yardım etti, Ölü ruhları yeniden canlandırdı. Çanakkale Savaşını aratmayacak şekilde topyekûn halkın direnişiyle karşılaştılar. 

Bugün Amerika’nın emrine amade olan Suudi Kralı Selman üzerinde, Türkiye’ye bir darbe vurmaya çalışmaktadırlar. Özgür basının temsilcilerinden olan Cemal KAŞIKÇI sıradan bir vatandaş gibi evlilik işlemleri için kendi ülkesinin konsolosluğuna gidiyor. Ancak bu konsolosluğa gidişi oluyor dönüşü olmuyor. Bu nasıl bir devlet anlayışı, bu anlayış nasıl Müslümanları temsil ve yönetecek bir makamda olabilir? Trump’a para lazım olduğu zaman, Kral Selman’ a “Ben sana sahip çıkmazsam iki hafta dayanamazsın, sende hazinenin ağzını aç ”demesiyle oluk gibi para ABD üzerinden PKK, PYD, FETÖ ve İsrail’e akmaktadır. Bunlar da verilen güçle silah mermi olarak Müslümanlara sıkılmaktadır. Suudi içindeki haksız uygulamalara karşı çıkan, konuşan, yazan İslam Âlimlerini ve yazarların işini CIA ve Suudi yetkilileri tarafından etkisiz hale getirmektedir. Bugün PKK, PYD ve İsrail’e yardımların finansörü kim olduğunu Müslüman âlemi biliyor. 

Gazeteci Yazar Cemal KAŞIKÇI’NIN ölümü bize eski Türkiye’yi hatırlatmaktadır. Bu olayla birkaç projeyi devreye koyacaklardı. Çünkü biz bunları eski Türkiye’de seyretmiştik. KAŞIKÇI kendi Ülkesinin konsolosluğuna giriyor, ama bir daha çıkışı olmuyor. Ardında Siyah bir arabanın giriş yaptığı ve sonradan o arabanın çıkış yaptığı görülmüştür. Büyük ihtimalle infaz edip o arabayla götürmüşlerdir. Ancak kurgulanan senaryo büyük bir tehlikeyi beraberinde getirilmektedir. Birinci ihtimal CIA yönetiminde bu suikast yapılmıştır. Amaç Suudilerle Türkiye’yi karşı karşıya getirmektir. Türkiye’nin ekonomik krizi aşmadan yeni bir krizle karşılaşmasında, güç yetiremeyeceğinden ABD’nin isteğine boyun eğileceği inancıyla planlı ve insafsızca böyle bir senaryoyu uygulamaya koymuşlardır. İkinci ihtimal Türkiye’nin hemen bir refleksle Suudi kralıyla köprüleri atmak ve diğer Arap Ülkeleriyle de Türkiye’nin ilişkilerini pasif ve güvensiz duruma getirmektir. Suudi Halkı Müslüman bir halktır. Bugün Kral Selman’a dur deme gücü olmuş olsaydı. Bu işler olmazdı. Kral bugün ABD’ye karşı ve Kralın politikalarını eleştirenlerin hayatta kalmaları mucize gibi bir şey olur. 

Türkiye’nin Cemal KAŞIÇIK olayında uygulayacağı politika; öncelikle olayın tüm detayıyla öğrenmek ve bunu hem Türkiye Halkına hem de Dünya kamuoyu ile paylaşmaktır. Müslüman Arap halkı, kendilerine darbenin nerede geldiği bilme hakkı vardır. Bu Türkiye üzerinde gerçekleştirilirse çok daha güzel olur. Bu da Uluslararası prosedür nasıl işliyorsa gereği bence yapılmalıdır. 

Öyle anlaşılıyor ki ABD’nin ekonomiden sonra Türkiye’yi Suudi üzerinde vurmaya çalışacaktır. Bu büyük bir tuzaktır. Bu tuzağın tüm Arap liderlerine anlatılmalıdır. ABD’nin canavarlaşan dişlerini görmelidirler.

YORUM EKLE