Handan Çağlayan 2008 Pen Duygu Asena Ödülünü Aldı
Kadına yönelik şiddet üzerine çalışmalarıyla ödüllendirilen Handan Çağlayan, Duygu Asena isminin kadın mücadelesindeki önemine değinerek ödülünü kadınlar adına aldığını söyledi,Caddebostan Kültür Merkezi nde yapılan PEN Duygu Asena Ödülü nün töreninde "Türkiye de kadına yönelik şiddet" konulu araştırmalarıyla Handan Çağlayan a ödülünü İnci Asena verdi. 2 kasım akşamı yapılan töreni Deniz Türkali ve Ayşegül Sönmez sundu. Çağlayan, ödülünü çalışmasının öznesi olan Kürt kadınlar adına aldığını söyledi.Çağlayan, Asena nın kadının adının konmasındaki önemine vurgu yaptı.
BİYOGRAFİ:
1968 yılında Siverek’te doğdu. İlkokulu Siverek’te, ortaokulun yarısını ve liseyi Urfa’da okudu. Lisans ve yüksek lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde tamamladı. Hemşirelik, sendikacılık, araştırma görevliliği ve daha birçok iş yaptı.
Handan Çağlayan

“Kadın siyasette özne mi nesne mi? Kadınların siyasete girmesi siyaseti değiştirir mi, kadınları değiştirir mi? Elinizdeki kitap, kadınların siyasette özne olup olmadıklarının tartışıldığı bu dönemde çok önemli bulgularla bu sorulara etraflı bir yanıt verme niteliği taşıyor. Kürt kadınlarının 1980’li yıllardan itibaren önce geleneksel kadınlık rolleri çerçevesinde, ardından siyasal söylemin mümkün kıldığı biçimde, en nihayet de kendi sorunlarına da çare arayıp siyasetin kendisini dönüştürmeye varan siyasete katılım süreçlerini bu kitap detaylı bir şekilde inceliyor. (...)
Acının hak talebine dönüşmesi için yaşananları siyasi bir söyleme oturtacak bir söylemin gerekliliğine dikkat çeken bu çalışma, bu dönüşümün kişisel ve kolektif öznelerin inşa edilmesine bağlı olduğunu gösteriyor. Acının siyasallaşmasının çeşitli biçimleri olabilir. Bir biçimi sürekli olarak acının yol açtığı yarayı gündeme getirmeye odaklanırken, farklı bir yolu da bu acının tarihselliğine vurgu yapmaktır. Tarihî olgular acıyı siyasallaştıran söylemce kurgulanırken belli seçimler yoluyla yeniden yazılır ve hakkın nereden, nasıl ve kimler tarafından talep edileceğini, yani acının kimin acısı olduğunu da belirlemiş olur. Yaraya odaklanmak ise acıyı çekenle çektiren arasındaki farkın göz ardı edilmesine olanak tanır. Handan Çağlayan’ın çalışması, bu süreçlerin nasıl işlediğine ilişkin ipucu vermesi açısından da önemli bir başlangıç yapmaktadır.”
|