Kazanılmış Açziyet

Herhangi bir konuda olumsuz deneyimler ,insanda olumsuz bir yargı oluşturur.Benden bir şey olmaz, benden adam olmaz gibi yargılara kazanılmış acziyet denir. İnsanoğlu yaşamı boyunca bir çok badire atlatır, bunların bir kısmını beynimiz çöp kutunsa atar. Biz istemedikçe o anlar hatırlanmaz, bazısı da hayatımızda derin izler bırakır. Hatırlamak istemezsek bile kendi kendine su yüzüne çıkar saklanmaz. Hatırladıkça üzülür acı duyarız.

    O an kendimizi işe yaramaz, hiçbir baltaya sap olmaz gereksiz bir insan olarak görürüz. Acının çapı boyutu, cereyan etmiş olayın çapı ile doğru orantılıdır. Bizi sarsan olay büyük ise, duyduğumuz acı da o oranda büyük olur. Bu deneyimler beynimize olumsuz yargıları kaydeder.

    Akıllı insanlar acı tecrübelerden yararlanarak doğru yargılara ulaşırlar.Onların anlayışına göre iki yanlış bir doğru etmiyor.Bu gibiler acı anlarını avantaya çevirirler. Yanlış yapma olgusu onlarda yavaş yavaş buharlaşır. Karar verirken, kazanılmış acziyet anlayışının sakatlığını bilirler.Dolayısı ile kararlarını doğru verirler. Üniversite sınavına girip sınavda iyi bir puan alamayan öğrenci acı duyar ; kendini, dünyayı boş yere işgal eden gereksiz bir cisim olarak görürse , böylesi bir üzüntü , kederlenme , canlılık alemetidir. Zira ölü ruhlar heyecan ve üzüntü duymaz. Sınav başarısı veye başarısızlığı kişide heyecan yaratmıyorsa yada üzülecek ve kederlenecek girmiyor ise bu durum bir sıkıntıdır. Ferdin durup düşünmesi lazım, geçmiş acıları fırsata çevirme becerisini kazanması gerekir.

    Kazanılmış acziyet başarıyı baltalar. Kadere rıza gibi algılamalar yanlış bilgilenmedir . hasta olmayan her insan iyiyi , güzeli , kötüyü, başarıyı ve başarısızlığın kaynağının kendisi olduğunu bilir . Önemli olan kendimizin doğru kararlar alıp , hayatımıza yön vermektir. Beyne bu anlamda gönderilen olumlu sinyaller yaşamı doğru şekillendirir .Çalışma eylemi başarının motorudur. Bize düşen kendimize doğru sorular sorarak tam olarak ne yapmak istediğimizi, nereye varmak istediğimizi nasıl bir hayatı arzuladığımızı v.b gibi sorular, bize ışık tutacaktır. Beynimiz doğru sorulara doğru yanıtlar, yanlış sorulara da yanlış yanıt verir. Çünkü insan neyi arzularsa beyni kendisine ancak onu verir. Doğru sorular sorarak istek çıtamızı yüksek tutmalıyız. Bu durumda motoru çalıştırıp eyleme geçme zamanı gelmiş olur. Şayet beyne katlanan yollar doğru ise, yaşamdan keyif alırız. Beyni yanlış yöne bilgilendirmiş isek, uzun bir zaman geçmeden bize duvara tostlar. Bunu biz istedik. Sızlanmanın, üzülmenin gereği yok. Zira istediğimiz olmuştur, buğday eken bir çiftçinin tarlasında darı biterse çiftçinin üzüntüsünü anlarız,lakin darı ekip buğday biçmek isteyene de ahmak deriz. Ahmakjlar listesinde bulunmak istemiyorsak doğru zamanda doğru yerde olmamız gerekmektedir ?.

YORUM EKLE